Takip edin ve Beğenin:

Karbon ayak izi, birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür ve iki ana parçadan oluşur: doğrudan (birincil) ayak izi ve dolaylı (ikincil) ayak izi.

Birincil ayak izi, evsel enerji tüketimi ve ulaşım (söz gelimi araba ve uçak) dahil olmak üzere fosil yakıtlarının yanmasından ortaya çıkan doğrudan CO2 emisyonlarının, ikincil ayak izi ise kullandığımız ürünlerin tüm yaşamın döngüsünden bu ürünlerin imalatı ve en sonunda bozulmalarıyla ilgili olan dolaylı CO2 emisyonlarının ölçüsüdür.

Karbon ayak izi gündelik hayattaki faaliyetlerimiz ve tüketimlerimizle atmosfere yayılan karbondioksit gazı dahil tüm sera gazlarının (CO2) ton eşdeğeri cinsinden miktarını ifade ediyor.

Birincil (doğrudan) karbon ayak izi : Ulaşım araçlarının kullanımı sırasında yanan fosil yakıtlar ve ev içinde tüketilen enerji sonucunda doğaya karışan sera gazlarının karbon cinsinden miktarını ifade ediyor. Daha spesifik olarak yemek pişirmek, araç kullanmak gibi gündelik faaliyetlerimizle “doğrudan” sebep olduğumuz karbon salımı bu kategoride değerlendiriliyor.

İkincil (dolaylı) karbon ayak izi : Kullandığımız ürünlerin üretiminden nakliyesine hatta doğada yok olmasına kadar geçen yaşam döngüsü boyunca açığa çıkan sera gazlarının karbon cinsinden miktarını ifade ediyor. Yani endüstriyel faaliyetler, ürünlerin kullanıcıya ulaşması ve kullanımı da dahil olmak üzere tüm bu süreçlerde kullanılan enerjinin sebep olduğu karbon salımı bu kategoride bulunuyor.

Karbon ayak izi neden önemlidir?

Karbon ayak izi atmosferdeki sera gazlarının karbondioksit cinsinden miktarıdır dedik. Peki bu miktarı düşük tutmamız neden önemli? Bu sorunun cevabını “sera gazı etkisi” ve “küresel ısınma” arasındaki ilişkiyi anlatarak açıklayalım. Kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların kullanımıyla açığa çıkan sera gazları (karbondioksit, metan, diazot monoksit, hidroflorokarbonlar, perflorokarbonlar ve sülfür heksaflorid) bir de üstüne ormansızlaşma, betonlaşma gibi faktörler eklenince atmosferde birikmeye başlıyor. Biriken gazlar ise güneş ışınlarının geri yansımasını engelleyerek yeryüzündeki sıcaklığın artmasına yani küresel ısınmaya sebep oluyor. Bugün sera etkisinin başlıca sebebi olarak görülen karbon emisyonunu azaltmak diğer bir deyişle karbon ayak izini azaltmak iklim kriziyle mücadelede ilk sırada yer alıyor.

Karbon ayak izimizi acilen azaltmayı başaramazsak tablonun giderek kararacağı aşikâr. Bozulan mevsim döngüsü, iklim koşullarında görülen ani değişimler, pirinç, mısır, buğday gibi temel besin kaynaklarımızı üretmemizde sorun oluşturmaya başladı bile. Artan kuraklık gelecekte yaşanabilecek kıtlığın habercisi. Buzulların durdurulamaz şekilde erimesi ise buz katmanlarının içinde donmuş hâlde bulunan birçok virüs ve bakterinin yayılma potansiyelini güçlendiriyor. Uzmanlara göre bu durum gelecekte yeni salgınlarla mücadele edeceğimiz anlamına geliyor. Artan buharlaşmayla birlikte toprak kayması, sel, kasırga gibi doğa felaketlerinin tüm dünyada yaygınlaşması bekleniyor. Değişen iklim koşullarına ayak uyduramayan pek çok tür yok olma tehlikesi yaşıyor. Buna bağlı olarak ekolojik dengenin bozulması an meselesi. Kısacası büyük bir küresel krizin eşiğindeyiz ve hemen harekete geçmeliyiz. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Programı(UNDP)’nın yayınladığı verilere göre 1990 yılından bu yana sera gazı emisyonları %50 artmış durumda. Karbon ayak izinin azaltılması konusu bugün hem bireysel hem de toplumsal boyutta en acil gündemimiz olmalı.

Takip edin ve Beğenin:
Previous post Sera Gazını Tanımı
Next post Maden ruhsatı müracaatları nasıl yapılır ve Aşamaları nasıldır?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir